ADAMOB Terörü Lanetledi

Adana Barosu Başkanlığı, Adana Tapibler Odası, Adana Diş Hekimleri Odası, Adana Eczacı Odası, Adana Veteriner Hekimler Odası ve TMMOB İl Koordinasyon Kurulu'nun oluşturduğu Adana Akademik Meslek Odaları Birliği (ADAMOB)  bir basın açıklaması yaparak terörü kınadı. Tarihi eski adliye önünde düzenlenen basın açıklamasını ADAMOB Dönem Sözcüsü  Adana Baro Başkanı Av. Veli KÜÇÜK okudu. Yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi: Geçen hafta 10.Aralık.2016 Cumartesi günü yaşadığımız İstanbul Beşiktaş katliamının acısı ve yürek yangını hala sıcaklığını korurken 17.12.2016 tarihinde Cumartesi sabahı, Kayseri'den gelen bombalı terör saldırısı haberi ile kahrolduk.  Hafta sonu çarşı iznine çıkan askerlerimizin bulunduğu halk otobüsüne, bombalı araçla yapılan terör saldırısı sonucu 14 askerimiz şehit olmuş, 55 kişi de yaralanmıştır. İstanbul Beşiktaş katliamında da 37'si çevik kuvvet polisi olmak üzere 44 kişi şehit olmuş, 166 kişi de yaralanmıştır. Adana'mızda da 24.11.2016 tarihinde Valilik otoparkındaki bombalı saldırıda 2 kişi şehit olmuş ve 31 kişi yaralanmıştır. Her üç saldırıda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Dileriz ki bu son olsun. Saldırılar sonrası, her terör saldırısından sonra olduğu gibi yayın yasağı getirildi ve menfur saldırılar esefle kınandı. İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı ve bölge milletvekilleri olay mahalline gitti, güvenlik zirvesi yapıldı ve faillerin en kısa sürede yakalanacağı duyuruldu. Bir alışkanlık gibi her katliamdan sonra bu açıklamalar ardı ardına yapılır hale geldi. Bu katliamlara alışan, artık olağan gören kimseler olabilir, ancak biz bu katliamlara alışmadık, alışmayacağız. Suriye'deki savaşın ülkemize yansıması ve yaşamımıza girmesi ile birlikte ilk olarak 11.Mayıs.2013 tarihinde Hatay Reyhanlı'da başlayan radikal köktendinci bombalı terör saldırıları, Suruç, Ankara Tren Garı, İstanbul Beyoğlu ve Sultanahmet, Ankara Güvenpark, Atatürk Havalimanı ve Gaziantep'te bir düğün sırasında gerçekleştirilen katliamlar ile devam etmiştir ve ne yazık ki bu acılar tüm sıcaklığı ile gözümüzün önündedir. Bu katliamlarda 600'e yakın kişi şehit olmuş, çok sayıda yurttaşımız da yaralanmıştır. Ortadoğu ülkelerine model olarak gösterilen ülkemiz, şimdi tam bir Ortadoğu ülkesi görünümü arz etmektedir. Ortada bir istihbarat zafiyeti olduğu açıktır. Bilhassa İstanbul Beşiktaş saldırısında kimi kaynaklara göre 37 gün evvel ihbar geldiği, kimi kaynaklara göre iki hafta önceden teröristlerin bölge de keşif ve hazırlık yaptığı gibi bilgiler karşısında ciddi ve önemli istihbarat zafiyeti yaşandığı ortadadır. Yaklaşık 3 yıllık süreçte bu katliamlar nedeniyle hiçbir görevli istifa etmediği gibi kimsenin de istifası istenmedi. Bu süreçte ihmali olanlar veya görevinde yetersiz olan istihbarat ve emniyet yetkilileri derhal istifa etmeli, görevden el çektirilmeli ve yetkin kişilere görev verilerek olası katliam ve saldırılar önlenmelidir.Anadolu, ana kucağıdır. Orta doğudan, Uzak Asya'dan, balkanlardan tarih boyunca kim gelmişse Anadolu bağrına basmıştır. Suriye'deki iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana açık kapı politikası uygulanmış ve resmi verilere göre yaklaşık 3,5 milyon mülteci Türkiye'ye gelmiştir. Zor durumda olana, savaştan canını kurtaran insana elbet ülkemiz yardımcı olacaktır, fakat son yaşanan katliamların analizi yapıldığında sınırların güvenliği konusunda acil tedbirler alınması gerekliliği ortadadır. Cumhuriyetimiz, yıllar süren savaşlardan sonra kurulduğu için Gazi Mustafa Kemal Atatürk; "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesini genç Cumhuriyetin önüne bir kuruluş felsefesi olarak koymuştur. Bu felsefeye karşı son yıllardaki burun çevirmeler, hor görmeler, küçümsemelerin ülkemizi getirdiği nokta; Irak sorununun bir Türkiye sorunu olmasıdır, Suriye sorunun yine bir Türkiye sorunu olması noktasıdır. Bu nedenle maceracı hayaller kurmak yerine acilen Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun olarak "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" şiarına geri dönülmelidir. Ülkemize yönelen saldırılara bakıldığında saldırıların kaotik bir ortam yaratmak için yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Teröristlerin amaçlarına ulaşmasını önlemek için yurttaşlarımızın provokasyona gelmemeleri gerekmektedir. Buradan yurttaşlarımıza çağrımızdır; kastedilen birliğimizdir, kastedilen iç barışımızdır, kastedilen kardeşliğimizdir. Bu nedenle provokasyonlara karşı hep birlikte uyanık ve soğukkanlı olmak zorundayız.  Son dönemde artan terör özellikle genç yaştaki güvenlik güçlerimize yönelmiştir. Ölen sadece gençlerimiz değil onların hayalleridir, eşinin, nişanlısının, çocuğunun, anasının, babasının ve ailesinin mutluluğudur. Mutsuz insanlar ülkesi olmaktan, acıdan kahrolmuş insanlar ülkesi olmaya doğru yolculuğumuz son hızla devam etmektedir. Anadolu'muzun batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine yaşayan tüm yurttaşlar olarak biz bu acıları hak etmiyoruz. Tüm yetkilileri ve toplumsal kesimleri yaşam hakkını ihlal eden bu insanlık dışı ve alçak terör saldırıları üzerinden toplumu ayrıştıracak, iç barışı hedef alacak tepkiler ve tahrik edici söylemlerden uzak durmaya çağırıyoruz. Buradan bütün terör örgütlerini, bölücü terör örgütü PKK'yı lanetliyoruz, radikal köktendinci terör örgütü IŞİD'i lanetliyoruz, ülkemize, güvenlik güçlerimize ve insanlarımıza yönelen tüm terör örgütlerini ve terörü lanetliyoruz; Ülkemizin, memleketimizin ve insanımızın üzerinden elinizi çekin, çocuklarımızın üzerinden elinizi çekin. Ülkemize ve insanımıza yönelen saldırılar ve terör her kimden ve nereden gelirse gelsin;  Birliğimize kastedenlere lanet olsun... İç barışımıza kastedenlere lanet olsun... Kardeşliğimize kastedenlere lanet olsun...